Advert

SALDIRILAR

Gazeteciler ve yayıncılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi Seyfettin Ayak yay Şehit cenazesinde Cumhuriyet Halk Parti Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğluna yapılan saldırıyı kınayan köşe yazısında kaleme aldı.

SALDIRILAR
Bu içerik 262 kez okundu.

SALDIRILAR

Gazeteciler ve yayıncılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi Seyfettin Ayak yay  Şehit cenazesinde Cumhuriyet Halk Parti Genel Başkanı Kemal Kılıçtaroğluna yapılan saldırıyı kınayan köşe yazısında kaleme aldı.

 

Sevgili Okuyucularım;

 

     Yerel seçimlerinin arkasından sorunların çözümü belki de klasik devlet adamlarına ihtiyaç duymuyor! Halk onurlu bir yaşam sürdürmelerine izin verecek çoğulcu liderlik altında yönetim görmek istiyor.

 

    Halkımızın özlemlerine bakıldığında;

 

    Baskıcı bir güçle karşı karşıya kaldıklarında halkımız ikili seçim ile karşı karşıya kalırlar.

 

    Bazen çok zayıf yönetim kararlarına bağımlı statüleri kabul etmekten başka çareleri yok sayılır,

 

Bazen de orta büyüklükteki güçlerin çoğu ise tepkili meydan okuma yolunu seçerler.

 

    Bunun için farklılıklardan bağımsız olarak yararlı olabilecek bir ılımlılık barışı eğiliminde çoğunlukla olurlar.

 

   Kendilerine yönelik algılanan tehdit yeterince büyük olduğunda itaatkar anlayış kaçınılmaz olarak çöker.

 

   Burada Hukukun üstünlüğü; İnsan hakları ve azınlıklara saygı, İnsana şiddet, Demokrasiyi garanti altına alan kurumsal istikrarın zayıflayan halkasını oluşturur.

 

   Toplumsal yaşam amaçlarına bağlılık esaslarının yerine getirilmesinin mümkün olamayacağı iddiası oluşturulur.

 

     Ülkemiz Avrupalı ülkelerle ilişkileri zorlu bir süreçten geçmeye devam ederken, Hem ulusal hem uluslararası çevrelerin ülkemize güveni giderek kayboluyor görüntüsündedir. Türkiye’miz derin bir krize giriyor yorumları yapılırken, birkaç ay sonra ülkenin nasıl olacağını tahmin etmek gibi zorluk görüntüsü ile karşı karşıya kalmaktadır. 

 

    Ekonomide geleceği düzenleyebilecek güçlü bir plan bulunmadığı yorumlanıyor.

 

   ABD ve Avrupalı ekonomistler, birkaç aya kadar büyük krizlerle tekrar karşı karşıya kalacağı konusunda hemfikir sergilemektedirler.

 

   Türkiye’nin dış borç stoku, 2018 yılı sonunda 445 milyar dolar olduğu.

 

Dış borçların yüzde 67'si yani 298,4 milyar doları özel sektöre ait olduğu.

 

    Bankaların dışarıdan temin ettikleri borçla içeride Sanayi Sektöründe ki Şirketlere döviz kredisi olarak verdiklerini, Şimdi dış borçlarını geri ödemek için  şirketlere verdikleri kredileri tahsil etmeleri gerektiğini. Borçlanmanın Döviz türü yabancı para cinsinden olduğu ve yaklaşık yarısının yıl ortasında ödenmesi gerektiğini belirtiyorlar.

 

 Ülkemizde bu yılda oldukça durağan bir ekonomik gidiş beklendiği anlamı taşınıyor olabilir mi acaba.

 

     Savunma Sanayide dıştan baskıcı kargaşalar yaşandığı bir dönemde Ulusal savunma sanayinin önemi gittikçe artmaktadır.

 

    İçte; “Kızgın demiri soğutalım” çağrısının yapıldığı bir dönemde Ülkemizin birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacı olduğu süreçte yaşadıklarımızı, konuşurken ağzımızdan çıkan sözlere dikkat etmeliyiz. Kitlelerin gözleri önünde sert, kırıcı, yaralayıcı, ötekileştirici ve tahrik edici davranışlardan kaçınılmalı.

 

    Ağzımızdan çıkan tahrik edici en küçük bir söz anında kitleleri tahrik ederek istenmeyen acı olayların başlamasına sebep olur! Kömürü alevlendiren ''demirci körüğünden'' farkı olmayan dillerimizle ağzımızla kitlelerin zihinlerine üflediğimiz müddetçe, bırakın ısınan demirin soğutulmasını, demir daha da ısınarak memleketi dağlayarak bir yangın yerine çevirebilir.

 

    Toplumlarda kışkırtıcı şiddet belli bir noktadan sonra toplumların doğru ve yanlışı ayırt etmelerini bitirerek kör şiddeti nefreti doğurarak toplumların hoş görü ve barış anlayışını bitirir. Toplumları terörize eder. Terörize olan, şiddet ve nefretten kurtulmayan bireyler insanlık düşmanı terörist seviyesine düşer.

 

     Dünyada Şiddetin ve terörün insan psikolojisine yerleşince bozulan bireyin yapısallığının nasıl bu noktaya düştüğünü ve bittiğinin görülmesiyle, Dünya da Camilerin ve Kiliselerin büyük bir saldırıyla karşı karşıya kaldığı görülmektedir.

 

  Şehit Cenazesine gelmiş bir insana “bu insan bir toplum lideriyse” yumruk atan attıran töresiz yüreğine kin ve nefreti yükleyen meşrebi bozukların insan veya Türk de olmasıyla Müslüman olmasıyla hiç alakası olamadığı gibi insan da olamazlar.

 

      Şehit cenazesinde CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırı muhtemelen planlı menfur saldırı olarak yorumlanırken Ülkenin ana muhalefet partisi başkanına yöneltilen bu saldırı, her durumda lanetlenmesi gereken basit bir saldırının ötesinde ve Türkiye'nin getirildiği noktayı göstermesi bakımından vahim ve düşündürücüdür.   

 

  Saldırıya uğrayan insana yapılan, aynı zamanda Cenazedeki örf, adet, geleneklerimizin ve hukuk erozyonudur. Yapılan bu, saldırı, protesto, tepki veya mesaj değil, bir hukuk devletinde cür'et edilemeyecek bir insanlık dışı saldırıdır.

 

     Ülkemizde herkes konumunun ve sorumluluğunun bilincinde olmalıdır.

 

  Bu saldırıları rant devşirme uğruna söylem ve eylemlere dönüştürme çabaları, toplumu kutuplaştıran, geren, siyasi mücadeleyi düşmanlığa dönüştüren boyutu olur. Bu tür saldırıların düşünsel konumu yaratarak cesaretlendirenler Ülke Bekasını dinamitleyenler ve onun destekçileri olurlar.

 

    Hiç bir siyasi, düşünsel karşıtlık ve eleştiri, böyle bir saldırıyı haklı veya mazur gösteremez.

 

      Ekilen kin, nefret ve düşmanlık tohumları, ne yazık ki yürekler de  yeşermeye başlamıştır ve bu çok tehlikelidir. Nefret, şiddet ve tehdit dolu söylemler ısınan "demiri", kolayca soğumayacak ölçüde ısıtıp, kızgınlaştırmıştır.

 

     Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan çirkin saldırı galiba eski filmleri hatırlattıyor. Yaşananları hatırlayarak. Gün Sazak beyin katledilmesi, DİSK başkanının öldürülmesi, 1 Mayıs katliamı, Çorum - Maraş – Sivas olayları gibi Bülent Ecevit’e  ve Turgut Özal’a yapılan saldırılar da unutulmuş değildir.

 

   Galiba yine bazı iç ve dış karanlık eller devrede. Ülkemiz karıştırılmak isteniyor. ABD ve İsrail güdümlü PKK ve FETÖ terör örgütleri Fransa gibi emperyalist ülkelerce cesaretlendiriliyor ve iş birlikçileri boş durmuyor galiba. Ülkemizde kamplaşmalar ve düşmanlıkları kışkırtmak için bu tür tertiplere başvurmaktadırlar.

      Şimdi kınamalar ve demokrasi sözcükleri havada uçuşacak, hukukun üstünlüğüne güvenmek gerekiyor.

      Şehitlerimize rahmet ve şükran borçlarımızı sunarak bekleyelim görelim.

 

      

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca
Yakın
Yakın "Gazilerimiz Gururumuzdur"