Advert

Unutulmayan ‘SOYKIRIM’

Unutulmayan ‘SOYKIRIM’

Takvimler Şubat ayının 25’ini 26’sına bağlayan geceyi gösterdiğinde, 1992 yılın soğuk ama yaşatılan acılar bakımından mahşer yerini aratmayan, sessiz çığlıkların yükseldiği kan ve gözyaşının aktığı yerin adıdır HOCALI.

                Dağlık Karabağ sorunu

                Tarihi süreci anımsatmak gerekirse, Sovyetler Birliğinin dağılma sürecinde Ermenilerin bölgede hak iddia etmesiyle fitili ateşlenen ve günümüze kadar gelen Dağlık Karabağ sorunu ortaya çıkmıştı. 1991 yılında Hakendi, 1992 de Hocalı ve Şuşa ile başlayan işgal sırası, Laçın, Hocavend, Kelbecer, Ağdere 1993 de Ağdam, Cebrayıl, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan ile devam etti.

Ermeni güçleri, almış oldukları destekle birlikte HOCALI’yı kuşatarak sivil halka, genç yaşlı, çocuk demeden acımasız bir katliam gerçekleştirmiş ve bunu tüm dünyanın gözü önünde yapmıştı.

Yükselen çığlıklara, dökülen kanlara, yetim kalan hayatlara, yarım kalan düşlere, yalın ayak sürgün edilişlere kör ve sağır kalmıştı dünya. Çaresizlik her yanı sarmış, bebeklerin haykırışları, çocukların annelerini arayışları… Ortalıkta yankılanan, anne arışlarına son vermek adına anneden önce çocukların katledilmesine, ardından annelerin bu dünyadan göçüne şahitlik etmişti tarih. Kara bir geceydi ve öyle de kaldı. 613 sivil şehit edildi. Hunharca katledilen yüzlerce çocuk, kadın ve ihtiyarın bulunduğu sivil halkın tek suçu ise Türk olmaktı. Hocalı bu yüzden Türk’ün milli meselesidir ve asla unutulmayacaktır. Bilinmelidir ki Hocalı'da katledilen sadece Azerbaycan halkı değil, bilakis insanlıktı…

 Ve Karabağ Zaferi

Bir tarafta soykırım uygulanırken, diğer tarafta dostlar alışverişte görsün edasıyla bir araya gelen ve son dönemlerde adından sıkça söz ettiren Rusya, ABD ve Fransa’nın içinde bulunduğu AGİT Minsk Grubu, Dağlık Karabağ sorunun çözümü için bir araya gelmiş, lakin yaklaşık 30 yıla yakın bir süre varlık göster(e)memiştir. Çünkü dökülen kan, Türk kanıydı… Ancak aradan yıllar geçmiş, kendi göbek bağımızı kendimizin kesme zamanı gelmişti ve nitekim de öyle oldu.

Bu yıl soykırımı anarken, geçtiğimiz yaz aylarında Ermenistan tarafından başlayan taciz ve tahriklere karşı uzlaşı yolları sonuç vermemiş, sivil halkın üzerine atılan bombalar ise bardağı taşıran son damla olmuş ve yıllar süren özlemin son bulması adına bir destekte kardeş Türkiye’den gelmişti. Son teknoloji ürünü yerli ve milli İHA ve SİHA’ların başarısı tüm dünyada yankı bulmuş, kararlılıkla sürdürülen harekât hayatını kaybeden kardeşlerimizin kanları yerde kalmamışçasına, Türk’ün şanlı tarihine yeni bir zafer olarak eklenmişti. Milyonlar, Karabağ savaşı ile yalın ayak ve türlü çaresizliklerle sürgün edilen kardeşlerimizin evlerine dönüşlerini, yıllar önce sandıklara gizlenen terk edilmiş evlerin anahtarlarının yerinden çıkarılışını, gözyaşları ile izledi. Çünkü biz kardeştik ve bir Millettik. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de ifade ettiği gibi, kederlerinde olduğu kadar sevinçlerine de ortak olduk.

Unutmamızı kimse beklemesin!

O günlerde yaşanan zulmü, acı ve gözyaşını yüklenecek kaç kelime vardır ki? Evinden, toprağından sürgün edilmek. Çocuklarının çığlıklarına sessiz kalmak. Acımasızlığın gölgesinde çaresizliği tatmak. Soğuktan titreyen, açlıktan tükenen minicik bedenlere, ekmek yerine kurşun ve toprağın soğuk yüzünü tattıranları nasıl unutabiliriz ki? Nasıl. Dün olduğu gibi bugünde hep birlikte bunu dile getirerek, sadece Türk oldukları için yapılan bu ‘Soykırımı’ gelecek nesillere anlatmalıyız.

 Son olarak ifade etmeliyim ki, Karabağ Azerbaycan’dır. Bu vesile ile ‘Hocalı’ şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Aziz ruhları şad ola. 

 

Unutulmayan ‘SOYKIRIM’
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Çanakkale Zaferi’nin 106. Yıldönümünü kutluyorum
Çanakkale Zaferi’nin 106. Yıldönümünü kutluyorum
Tarihi Türk Zirvesinde Bir Anadolu Kadını Çilem Duman
Tarihi Türk Zirvesinde Bir Anadolu Kadını Çilem Duman