Advert

Bu içerik 43 kez okundu.

2019-2020 Eğitim ve öğretim yılı pazartesi günü ilk zil çalmasıyla resmen başlamış oldu. Bir milyona yakında eğitim neferi okulların açılması ile kutsal olan muallimlik mesleğini icra etmeye başladılar. Velilerde ki heyecan en az öğrencilerin heyecanı kadardı. Bir taraftan çocuklarının okula başlama heyecanı diğer taraftan okul ihtiyaçlarının nasıl ve ne şekilde karşılanacağı heyecanı sarmıştı velileri. Evet Devlet tüm öğrencilerin kitap ihtiyacını karşılıyor ve bundan da hiç bir ücret talep etmiyordu. Gelin görün ki bizim ülkemizde fırsatçılar da hiç boş durmuyordu.

Daha ilkokula yeni başlamış öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın vermiş olduğu kitaplardan bir kelime öğrenmeden hatta kitabın ilk sayfasını çevirmeye başlamadan, öğretmenler ve veliler arasında yardımcı kitap alma çılgınlığı başlıyor. Milli Eğitim Bakanlığının dağıtmış olduğu kitaplar, hemen yetersiz bulunuyor ve onun yerine ücretli yardımcı kitaplara yönlendiriliyor halkımız.

Yardımcı kitaplarda olup da Milli Eğitim'in verdiği kitaplarda olmayan nedir acaba? yayın evleri ve kırtasiyeler neden yardımcı kitap konusunda ısrarla öğretmenlere adeta baskı yapıyor? zaten velilerden bir tanesi aldımı çocukların yani öğrencilerin hepsi almak zorunda kalıyor. Öğretmenler, kendi özverilerini ve bilgilerini öğrencilerimize aktarmak yerine, hazır bilgilerle donatılmış yardımcı kitaplara yöneliyorlar.

Öğretmenlerin en büyük iddiası, yardımcı kitapların daha anlaşılır ve daha donanımlı olması, öğrencileri sıkmaması ve eğlenceli olması gösteriliyor. Ve ev ödevleri hep yardımcı kitaplardan veriliyor. Hal böyle olunca Devletimizize daha büyük sorumluluk düşüyor. Devlette bu noktada öğrencilere dağıtılan kitapların albenili ve görsel içerik açısından nitelikli olabilmesi için Talim Terbiye Kurulu’nun kitaplarla ilgili gerekli çalışmayı yapması gerekir. “Hükümetin ayırdığı bu kadar kaynağın çarçur edilmemesi için, hükümetin ve devletin ayırmış olduğu milli servetin heba olmaması için bu hususlara azami olarak dikkat edilmesi lazım.”   Aksi halde öğretmenlerin mevcut kitapların yetersiz olduğunu düşünmeleri, mevcut kitaplarda istenilen materyallerin bulunmadığı noktasında bir kaygıya, bir arayışa girmeleri kaçınılmaz olur.  Bu durumda da devletin büyük bir zarara, büyük bir sıkıntıya uğratılacağını anlamına gelir. Hem  sınavları yok edeceğim deyip, müfredatı bu perspektifte hazırlayıp sonra öğretmenler vasıtasıyla test kitaplarına, soru bankalarına hücum edilmesinin altında yatan dürtülerde incelenmelidir.

BÜYÜK RANT YAKLAŞIK 1 MİLYAR TL

 Yardımcı kitapların setleri ortalama fiyatı 50-70 TL arasında değişiyor.  40 sayfanın altındaki kitaplar içinse bandrol alma zorunluluğu yok. Yaprak test olarak öğrencilere satılan bu kitapların fiyatlılarıysa ortalama 15 TL. Her yıl 100 milyon civarında yaprak test satıldığı tahmin ediliyor. Bu şekilde yardımcı kitap ve yaprak test kitapları satışından, yayınevlerinin aracılığıyla kazandığı paranın 1 milyar TL dolayında olduğu hesaplanıyor. Tabi ki bu yayınevleri uzaydan gelmiyor. Para ülke içinde kalıyor. Eyvallah... Ama o zaman devlet neden kitap basıyor. Fakir öğrenciler mağdur oluyor. Yardımcı kitap alan veliler ise ekstradan maddi bir külfete katlanmak zorunda kalıyor. Bu talep velilerimizi ciddi anlamda ekonomik olarak sekteye uğratmakta. Kitabı devlet ücretsiz dağıtıyorsa bu kitap ihtiyacı nereden doğuyor? Öğretmenlerimiz başka kitap ihtiyacına gerek görüyorsa devletin meccanen dağıttığı kitaplarda ki eksiklikler nelerdir? Eğer eksiklik yok ise bu kitap aldırma yarışı nedir

DEVLET BU SORUNA EL ATMALI

Devletin, bize vermiş olduğu imkanlar değerlendirilmeli, bize yapılan hizmetin daha iyisini yapıyoruz anlaşığıyla ortaya çıkan her zihniyet, bizim sırtımızdan ve Devletin yapmış olduğu yada yapamamış olduğu hizmetlerden para kazanacak yolun bulunmasına sebep olacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı ya yardımcı kitap çılgınlığı durduracak, yada donanımlı işin ehlini bilen çağın koşullarına uygun kitaplar basacak ve öğrencilere dağıtacaktır. Eğitim ve öğretim ülkemizde daima en büyük sorunlardan biri oldu. Yıllar geçmesine rağmen hala bir arpa boyu yol alamadık. Dershaneler kapatıldı iyi güzel hoş oldu ama kapitalist sistem yine iş başına geçti. Yok etüt merkezi, yok sınav kursları, adı her ne olursa olsun önemli olan dershanelerin görevini görüyor olması. Bugün normal bir lisede okuyan öğrencinin , dershaneye gitmeden üniversiteyi kazanması imkansız gibi bir şey, peki bu durumda dershaneler nasıl kapatılıyor? evet kapatılmıyor sadece yerine alternatif eğitim kurumları açılıyor ve bunlarda dershane ne yapıyorsa aynısını yapıyor.

Sorunlar büyük ama çözülmeyecek hiç bir sorun yoktur yeter ki eksiklerimizi ve yapmak istediklerimizi belirleyelim. Ve adımlarımızı ona göre atalım. Devlet eliyle geleceğimiz çocuklarımızı karanlıklara atmayalım. Devletin nezdinde ve kontrolünde ilerleyelim. Bunun en güzel örneğini 15 Temmuzda yaşadığımızı unutmayalım.

Devlet, alternatifi olan bir kurum veya kuruluş değildir.

 

Saygılar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca
Yakın
Yakın "Gazilerimiz Gururumuzdur"