Advert

Bu içerik 62 kez okundu.

Değerli okuyucularım...

Bugünkü köşe yazımı 15 Temmuz darbe gecesi kaleme almıştım. O günkü duygu ve düşüncelerim neyse bugün de aynı hissiyatı taşıyorum. Ve bu hisleri ve düşünceleri siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Şaşkınlık, hayret, endişe, korku, kaygı, cesaret, adilik, kahramanlık,vatan, millet, devlet, 15 Temmuz akşamı Türk Milletine yapılan darbe girişimi bu kelimeleri bizlere bir kez daha hatırlattı. Hem de bundan sonra hafızalardan silinmeyecek şekilde. Şimdi ben bu yazıyı yazarken düşünüyorum. Hain, şerefsiz, adilerin vatana yapmış oldukları kahpeliklerini mi  yazayım? Hiç düşünmeden elinde çakı bıçağı dahi olmadan tankların önüne cansiparane olmuş kahramanları mı yazayım?

 

Elinde devletin silahı, tankı,uçağı ve bu milletin üzerine milyonlarca yağdırılan mermiler, aklım almıyor Allahım. Bu ne gözü dönmüşlük, bu ne adilik. Devletin sınırlarını ve Türk Milletini korumak için alınmış silahlar hainlerin paralel yapının eline geçiyor ki zaten elinde ve o uçaklar kalkıp meclisi bombalıyor, Türk polisini vuruyor, halkı yerle bir ediyor.

 

Peki neden? ülkede her şey yolunda giderken, yollar, ekonomi, siyasi bir kriz yokken bu darbe niçin yapıldı. Ne rahatsız etti paralel yapıyı yada onu da maşa gibi kullanan dış mihraklı güçleri. Neydi dertleri ve amaçları. Amaç belliydi bu ülke üzerinde omurga gibi dimdik duran cumhurbaşkanını indirmek ve ülkenin yönetimini dış mihrakların teslimiyetine vermekti. Evet oynanan ve planlanan senaryo buydu. Nereden biliyorsun diyenler için dibimizde ki komşu ülkelere bakmamız yeterli değil mi. Aynı senaryolar orada da oynanmadı mı? Amerika Irak’a kimyasal bomba yapılıyor iddiası ile girdi rejımi devirdi, sonrası fiyasko oldu. Amerikan askerlerini güllerle karşılayan ırak halkı sonradan kafasını taşlara vurdu ama iş işten geçmiş oldu. Mısır da darbe seçilmiş bir cumhurbaşkanı olan mursiye yapılmadı mı? şimdi mısır darbecilerin altında perişan durumda. Ve Suriye orada da aynı oyun oynanıyor ülke dağıtılmış milyonlarca vatandaş çil yavrusu gibi dağılmış gurbet ellerde perişan durumda.

 

Acı olan ne biliyor musunuz? Hala bu bunların bir senaryo olduğunu siyasi bir hareket olduğunu düşünen aciz insanlar var. Neymiş iktidar oy veya başkanlık sistemi için zemin hazırlıyormuş. Gülüyorum tabi bunlara. Ağzı olan konuşuyor. Darbe metni okunduğunda alkış yapan kendini bilmez insanları da gördü bu ülke, iyi oldu darbe oldu diyenleri  de gördü. Yazık çok yazık acaba bunu söyleyen geri kafalar kaç tane darbe yaşadı hayatlarında. Ama olsun bunlarda olacak darbeyi savunan da olacak ki boğaz köprüsünde tankın önüne geçen ve canını ortaya koyan vatandaşın vatan sevgisi ve fedakarlığı ortaya çıkacak. Yani güzel canım ülkem de sap ile saman bir birinden ayrılacak, at izi ile it izi birbirinden ayrılacak.

 

Her senaryoyu ve olanları bir tarafa bırakalım. Kim ne yaparsa yapsın, paralel örgüt nerelere sızarsa sızsın, içimizde binlerce hain de olsun, bizim ülkemizi o gece Rabbim korudu. Allah müsade etmedi. Minarelerin ezansız, vatanın bayraksız kalmasına.

 

Artık bir olmanın ama gerçek manada bir olmanın zamanı geldi. Vatan sevgisinde bir araya gelen aynı duygularla hareket eden CHP'lisi, MHP'lisi, AK Parti'lisi,  Saadet'lisi bütün partiler bundan sonra da yani sadece darbe gecesinde değil tüm ülkenin kararları için seferber olmalı. Artık sadece Türk milleti'nin refahı ve huzuru için birlikte adımlar atılmalı. Bir olmak, birlik olmak, beraber olmak için illa vatanın tehlikeye girmesine gerek yok diye düşünüyorum.

 

Son olarak evet darbe çok kötü bir şey acımasız, kalleşçe, şerefsizce,  haince yapılan bir hareket, ama bu sadece bunu planlayanlar ve alt yapısını kuranlar için ve onlara destek verenler için geçerli tabi. Şahsım adına darbe gecesi hayatımda hiç tatmadığım, belki içimizde örümcekleşmiş, belki bu darbe olmasaydı hiç gün yüzüne çıkaramayacağım bir duyguyu çıkardı darbe, milli şuur nedir? Devlet nedir? Vatan nedir? Bayrak nedir? tam manasını yaşattı bana. TRT'den bildiri okununca ve Cumhurbaşkanı sokaklara inin deyince ve salalar okununca tüylerim diken diken oldu. Nasıl sokağa çıktığımı bilmiyorum. Allahım demek ki çanakkale ruhu buydu, kurtuluş savaşında ki ruh buydu, İstanbul feth olurken ki duygu buydu. Bunu yaşadığım için çok mutluydum. sokağı görünce cesareti, vatan sevgisini, bayrağın ne olduğunu bir kez daha yaşıyordum.

 

Tüm bu yaşanan olaylarda polisimize, duyarlı askerimize, yöneticilerimize, siyasi parti ve liderlerine, canını kırpmadan veren kahraman Türk güvenlik güçlerine ve özellikle hiç bir silahı olmadan tankların önüne geçerek canlarını hiçe sayan vatandaşlarımıza ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Asker içinde er ve erbaşların da diğer hainler gibi muamele görmesini Türk halkı olarak ve bir vatandaş olarak istemiyoruz. polis ve askeri birbirine düşürecek en ufak olaylardan kaçınmalı, askerin ve polisin bu ülkenin göz bebeği olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.

 

SAYGILARIMLA

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca
Yakın
Yakın "Gazilerimiz Gururumuzdur"