Reklamı Geç
Advert
Advert

ABD BAŞKANLIK ADAYLARI

Sevgili Okuyucularım;

         Geçtiğimi hafta Dünya gündeminde uzun süredir beklenen ve ABD hükümetinin İran Kudüs Kuvvetleri Komutanı K.Süleymani'yi öldürmesinin peşinden İran tarafından ABD’nin Iraktaki karargahına fırlattığı füzeler ve ABD Başkanı D. Trump'ın İsrail-Filistin arasında "Yüzyılın Anlaşması" tartışmaları öncelikli konular oldu.
  Ama hiçbirinin ayrıntılı ya da tutarlı bir dış politika güvenirliği ve inandırıcılığı olmadığı imajı doğdu.
   Biz yine 2020 ABD başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi D.Trump'ın karşısına çıkacak olan Demokrat Parti adayını belirlemek için Iwa’da yapılan ilk ön seçimi anlatmaya çalışalım.
   Salı günü Iowa’da yapılan Demokratik Parti ön seçiminin gecikmeli sonuçlarına göre;
Indiana'da 102 bin nüfuslu South Bend şehrinin 38 yaşındaki eski belediye başkanı P.Buttigieg delegenin yüzde 26.9'unu alarak birinci oldu.
    B. Sanders yüzde 25.1, E. Warren yüzde 18.3 ve J.Biden yüzde 15.6, A.Klobuchar yüzde 12.6 ile beşinci oldu...    

   Ancak Demokrat Parti adaylarının ve tabanının, röportajları ve açıklamaları demokratların  ortak unsurlarını ortaya koydu. Söylem farklılıklarına rağmen, demokratların başkanlık seçimlerini kazanmaları halinde ne yapmaları gerektiği konusunda büyük ölçüde anlaştıkları görüldü.
    Görülen şey; Cumhuriyetci Parti Başkanı D.Trump'ın başarmaya çalıştığı her şeyin tam tersini yapacaklarıydı!
 

    Olurda eğer seçilirse Demokrat Partinin adayı olan, P. Buttigieg, ABD'nin ilk eşcinsel başkanı olacaktır.

      ABD’ye şimdiden hayırlı olsun.
      ABD’de de  İlk açıklamalar eşcinsel potansiyeller tarafından yapılırken, ABD Başkanı olma zamanı P. Buttigieg için,  ABD’de yeni nesil liderlerin zamanı geldiğini gösterecektir diyorlar.

      “Yeni nesil” hedeflerinin ne olduğunu anlayamadım!
        Washington'daki deneyim eksikliğinin onu ülkenin başkentindeki partizan çıkmazını kırmak için 3 Kasım'da sona erecek ABD başkanlık seçim kampanyasında, dış politikayı öne çıkartarak yürüyeceklerinin işaretini vermiş oldular.

    Dış politikanın değişmesi düşüncelerinde ABD ve Dünya kamuoyunda “Savaşma seviş” anlamı taşımış mı olacak acaba!

       Geçmişe bakıldığında, ABD başkanlık seçimlerinde Demokratlar her zaman dış ilişkilerden ziyade iç ilişkilere odaklandıkları görülmüştür.
     Dış politika; uluslararası ticaret, iklim değişikliği, göç konuları ile mesela Orta Doğu ile ilgili stratejik konuları kapsıyor.
    ABD’nin yapması gereken, savaş birlikleri ve özel kuvvetler ile devletler ve teröristler arasında ayrım yapılmalıdır. İşgalci Terörist Devlet imajını silmelidir.
       Başkan Trump, hem küresel görünüm hem de bölgelere ilişkin sorunları özel kararlarıyla ele aldığı için eleştiriliyor. ABD'nin müttefikleriyle, özellikle Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinin onarılması gerekiyor.
     Cumhuriyetçi’ler dahil halkın çoğunluğunda; Diplomasiyi geri kazanmak, BM ve uluslararası kuruluşlarla çalışmak, Askeri harcamaları azaltmak, Başkanlık yetkisi ile güç kullanımının sınırlanmasını gerçekleştirmek, Orta doğudaki ABD birliklerinin geri çekilmesi ve İran ile nükleer anlaşmanın yeniden kurulması önemi düşünülmekte olduğu algısı hakimdir.
   ABD’de Sanders, "Amerikan halkı, trilyonlarca dolara mal olan sonsuz savaşlardan bıktı.” diyor.
   Bizim işimiz BM ve Dışişleri Bakanlığını yeniden inşa etmek:
   Uluslararası çatışmaları diplomatik olarak çözmek: Bunları sağlamak için dünyayı bir araya getirme yeteneğimiz olduğundan emin olmak: Yaşadığımız sonsuz savaşları durdurmaktır " diyor.

    Muhalif adaylar, Başkan Trump'ın Süleymani'nin öldürülmesini emretmeden önce Kongreye danışması gerektiğini savunuyorlar.
   Sanders, ABD'nin Yemen'deki Suudi askeri operasyonlarına desteğini yasaklamak için başlattığı iki partili bir kararı örnek gösteriyor.
     Warren, başkanın yakın bir tehdit varsa kongre onayı olmadan güç kullanabileceğini,
"Ancak bu ülkeyi savaşa sokmadan önce askeri güç kullanma yetkisine ihtiyacımız var. Anayasanın sağladığı şey budur ve Başkomutan olarak bunu yapmak gerekiyor" diyor.
    ABD’de Adaylar, Başkan Trump'ın İsrail politikasını, ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınmasını, Filistin Yönetimine yardımın kesilmesini, açıklanan "Yüzyılın Anlaşması"nı  set biçimde eleştiriyorlar.
     Bizlerde onu eleştiriyoruz.

      “Mühür kimdeyse Hükümdar odur” terimi doğrumu?

     Halk bunun neresindedir? Bilemiyoruz!

      Bekleyelim Görelim.

      Sağlıklı yaşayın, sağlıcakla kalın.

 


 

 

ABD BAŞKANLIK ADAYLARI
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Başkan Palabıyık’tan Çalışan Gazeteciler Günü yazısı
Başkan Palabıyık’tan Çalışan Gazeteciler Günü yazısı
Şehit Ailelerinden Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç'a Plaket
Şehit Ailelerinden Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç'a Plaket